Divanyolu’nda Yok Edilen Bir Mabed HOCA RÜSTEM CÂMİİ

  • Ahmed Nezih Galitekin

 

Hoca Rüstem Mescidi, Hoca Rüstem Câmii, Beylikçi Halil Efendi Câmii1 adlarıyla da anılan mabed, yüzyıllar boyunca Hoca Rüstem Mescidi Mahallesi’nde iken2 1934 yılındaki yeni teşkilâtta Fatih ilçesi Alemdar Mahallesi’ne katıldı. 47 ada, 19 parselde bulunmakta idi.  Eserin bânisi ve vâkıfı Hoca Rüstem Efendi isminin başındaki Hoca (Hâce) unvanından da anlaşıldığı üzere tüccardır.3 Kabri bilinmemektedir.4

Merhumun bu mescidinden başka Edirne’de Cami-i Atik Mahallesi’nde, 873 [1468/1469] tarihli vakfiyesi bulunan bir muallimhânesi (mektebi) vardır.5 Mahmud Paşa Câmii’ne de bir kürsihan vazifesi koymuştur.6 Mescidin kesin yapılma tarihi bilinmiyor. Vakfiyesinin tescil tarihi evâil-i R 890 [17-26.04.1485]’dir ki, o civarda bir tarihte yapılmış olmalıdır.7

Vakfiyede belirtildiği üzere mescid civarında 22 hücre ve 2 dükkân; Tavukpazarı civarında 15 hücde ve 6 dükkân, bir değirmen; Zindankapı iskelesi yakınında 6 hücre ve değirmen; Eski Atpazarı’nda başhane (şehirde kesilen hayvanların baş ve ayaklarının toplanıp satıldığı yerler) vakfın akarıdır. Vakfın tevliyeti sağlığında kendisinde vefatından sonra nesil nesil oğullarının en salih olanına, oğulları kesilince kızının oğlu Pîrî Dede’ye ve onun en salih oğullarına şart eylemiştir.8

Mescidde önceleri üç vakit namaz kılınmakta iken İstanbul kâdısına gönderilen 29 C 991/20.07.1583 tarihli bir fermanla beş vakit namaz cemaatle eda edilmeye başlanmıştır.9 Ayvansarâyî Hafız Hüseyin, mescid civarında oturmakta olan hâcegândan Yeniçeri Efendisi Subhi Mehmed Efendi b. Halil’nin mescide minber koyarak camiye çevirdiğini yazıyor.10 Ancak arşiv belgelerinde Beylikçi Fehmi Halil Efendi tarafından minber konulduğu belirtilmektedir.11 Yine arşiv kayıtlarından ve diğer kaynaklardan anlaşıldığı üzere Yeniçeri Efendisi Subhi Mehmed Efendi, Beylikçi Halil Fehmi Efendi’nin oğludur.12 Ayvansarâyî kaydı doğru ise vakfın kurucusu Halil Fehmi Efendi olup oğlu Mehmed Subhi Efendi’nin mütevelliği zamanında mescide minber konulmuş olmalıdır. Camiye dönüşme tarihini gösterir bir kayda rastlayamamış isem de eldeki verilerden 18. yüzyılın ikinci yarısı başlarında olduğunu söyleyebiliriz.

Mehmed Subhî Efendi,  yazdığı Subhî Tarihi13 ile tanınan vak‘anüvislerden olup beylikçilik makamına kadar yükselmiş Bâbıâlî ricalindendir. Erhan Afyoncu’nun arşiv defterlerinden tesbitlerine göre şu tarih sırasına göre görevlerde bulunmuştur: Nezaret-i Sergi; Vak‘anüvislik; Tezkirecilik-i Maliye; Emanet-i Şa‘ir (Arpa eminliği); Kitabet-i Yeniçeriyan-ı Dergâh-ı Âlî; Muhasebecilik-i Evvel; Emanet-i Şa‘ir; Emanet-i Darbhâne-i Âmire; Kitabet-i Yeniçeriyan-ı Dergâh-ı Âlî; Defter Emâneti; Kitabet-i Yeniçeriyan-ı Dergâh-ı Âlî.14

 

Hoca Rüstem mescidine Hoca Rüstem vakfından başka Beylikci Halil Fehmi Efendi, Hancı Ali Bey15, El-Hac Ebubekir Ağa16 vakıflarından vazifeler tayin olunmuştur. Hoca Rüstem Mescidi evkâfından mütevelli günlük 4, kâtip 2, câbi 2, nâzır 1, imam 4, Yasinhân 3, müezzin 2, kayyum 2, aşırhan 2, cüzhan 2 akçe vazife almaktadırlar.17 Halil Efendi vakfından yevmî 4 akçe hitabet, 1 akçe müezzin, 1 akçe muarrif, 2 akçe devrhan vazifesi verilmektedir. Hacı Ebubekir Ağa vakfından de 12.5 akçe ile şeyhü’l-kurra, 15 akçe ile dersiâmlık vazifeleri tevcih olunmuştur. Ayrıca Hancı Ali Bey diye meşhur Ali Ağa vakfından yevmî 1 akçe ile kitabet, 2 akçe ile cüzhan vazifeleri tayin olunmuştur.

Mescidin bulunduğu bölge birkaç kez yangın felâketine maruz kalmış ise de zarar görüp görmediği hakkında bir kayda rastlayamadık. 29 Z 1236 [27.09.1821] tarihli bir hatt-ı hümâyûnda caminin yandığı ve 16.898 kuruş harcanarak müceddeden inşa olunduğu ifade ediliyor.18 Mescidin yanması herhâlde 16.11.1808’de Divanyolu etrafını yakıp, hemen karşısındaki Süleyman Paşa Hanı’na ilerleyen Alemdar Paşa Vak‘asında çıkarılan yangında olmalıdır.19 1848’de caminin bazı yerleri tamire muhtaç olduğundan Evkâf Vekâleti tarafından onarılmıştır.20 Cami 1865 Hocapaşa harik-i kebirinde yanmış ve 1874 kışı çok şiddetli geçtiğinden duvarları eriyip yıkılmaya yüz tuttuğu için onarılmıştır.21 Daha sonra 1896 yılında Hazine-i Hassa tarafından cami tamamen ihya edilerek ibadete açıldığı belgelerden anlaşılmaktadır.22 Hayrât-ı Şerife İstanbul Defteri, 1/9-12’de “Derûnunda eda-yı salât olunmaktadır. 15 Ağustos 1338 (1922)” kaydı bulunmaktadır.23 Cami ibadete açık iken pek çok cami gibi 1932 ve 1935 tarihli kararnamelerde belirtilen gerekçelerle tasnif dışı ve kadrosuz bırakılarak, bakımsızlıktan harabe hâline gelmiş ve satışa çıkarılmıştır. Yandaki 9 Mart 1937 tarihli Akşam gazetesi kupüründe satış ilânı görülüyor. Caminin yeri hâlen şahıs mülkiyetinde olup üzerinde ticarî bina bulunmaktadır.

_______________________________

 

1 Mescide minber koyup bâni-i sâni olduğundan belgede görüldüğü gibi nadiren de olsa bu isimle anılmıştır. Bkz. BOA. HAT, No: 1502-4.

2 Ekrem Hakkı Ayverdi, Fatih Devri Sonlarında İstanbul Mahalleleri, Şehrin İskân ve Nüfusu, Vakıflar Umum Müdürlüğü, Ankara 1958, s. 26; Ömer Lütfî Barkan, E. Hakkı Ayverdi, İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 853 (1546), İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul 1970, s. 22; Mehmet Canatar, İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 1009 (1600), İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul 2004, s. 26.

3 Hoca: aslı Farsça “Hâce” olan kelime, efendi, sahip, kâtip, tüccar, muallim, zengin, büyük gibi çeşitli anlamlarda kullanılan bu kelime Osmanlı devrinde tüccar ve hoca anlamında kullanılmıştır (Mehmet Ali Ünal, Osmanlı Tarih Sözlüğü, İstanbul 2011, s. 280; Ahmed Akgündüz, Osmanlı Tarih ve Hukuk Istılahları Kâmusu, İstanbul 2018, s. 444). Merhum M. Tayyib Gökbilgin, Rüstem’in Edirne tacirlerinden ve devrinin ehemmiyetli şahsiyetlerinden olduğunu kaydediyor (XVI. ve XVI. Asırlarda Edirne ve Paşa Livası Vakıflar-Mülkler-Mukataalar, İşaret Yayınevi, İstanbul 2007, s. 124, 349).

4 Ayvansarâyî Hafız Hüseyin Efendi, Hadîkatü’l-Cevâmi‘, Hazırlayan: A. Nezih Galitekin, İşaret Yayınevi, İstanbul 2001, s. 143.

5 M. Tayyib Gökbilgin, age, s. 349. İstanbul ve Edirne’deki vakıfları hakkında Osmanlı arşivinde çok miktarda belge bulunmaktadır. Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde bulunan TS.MA.e, No: 49-57-1-2’de kayıtlı vesika her iki şehirdeki eserlerin aynı Hoca Rüstem Efendi’ye ait olduğunu gösteriyor. Anılan vesikanın çevrimyazıları şöyledir:

Mahrusa-i İstanbul’da merhum Hâce Rüstem mescid-i şerifi evkâfına 1107 senesi Muharrem’i gurresinden [12.08.1695] sene-i mezbûre Zilhicce’si gâyetine [30.07.1696] gelince mütevellisi olan Mehmud Ağa kullarının bir yıllık muhasebesinin irad ve masarifatıdır ki zikr olunur.

Mahsul-i vakfdan bir senede 12.886 akçe makbuzu olup, meblâğ-ı mezbûrun 10.080 akçesin mescid-i şerif huddamlarının birer yıllık tamamen vazifelerin eda olunup ve 2492 akçesi dahi mescid-i şerife alınan revgan-ı zeyk ve sâir ihracat-ı muayyeneye harc ve sarf edildikden sonra 314 akçe der kise-i vakf zuhur eylediği arz ve i‘lâm olunur. (TS.MA.e, 49-57-1)

Edirne’de Câmi-i Atik kurbünde vâki‘ merhum Hâce Rüstem Efendi vakfına hâlâ mütevelli olan Abdullah Ağa kullarının 1110 senesi Ramazan-i şerifi gurresinden [03.03.1699] 1111 senesi Şaban’ı âhirine [19.02.1700] gelince görülen bir yıllık muhasebesinin irad ve masarifidir ki zikr olunur.

Bir senede mal-ı müşaharatdan 20.352 akçe makbuzu olup meblâğ-ı mezburdan 19.080 akçesi huddam-ı vakfın tamamen birer yıllık vazifeleri içün eda olunup ve 1222 akçesi dahi muallimhâneye alınan kömür ve bardak ve mukataa-i zemin ve sâir masarif-i muayyene harc ve sarf olunmağın bu takdirce mumâileyh kullarının iradıyla masarifi hesabı beraber geldiği arz ve i‘lâm olunur. (TS.MA.e, 49-57-2).

6 Ömer Lûtfi Barkan, Ekrem Hakkı Ayverdi, age, s. 22; Mehmet Canatar, age, s. 46.

7 Ömer Lûtfi Barkan, Ekrem Hakkı Ayverdi, age, s. 22; Mehmet Canatar, age, s. 46.

8 Ömer Lûtfi Barkan, Ekrem Hakkı Ayverdi, age, s. 22; Mehmet Canatar, age, s. 46.

9 TS.MA.d, 7048.

10 Ayvansarâyî Hafız Hüseyin Efendi, age, s. 143-144 ve buradan naklen Bekir Kütükoğlu, “Subhî” maddesi, İA, c. 10, MEB, İstanbul 1966, s. 769.

11 Meselâ bkz. BOA.C.EV, No: 8-370; C.EV, 399-20212.

12 BOA.AE.SAMD.II, No: 112-11057’de kayıtlı muamele görmüş arzuhâlde “Mehmed Subhi veled-i Şakird Halil Fehmi-i Beğlikci” denilmektedir. Bekir Kütükoğlu, İA, c. 10, s. 769.

13 Vak‘anüvis  Mustafa Sâmi, Hüseyin Şâkir, Mehmed Subhi taraflarından yazılan ve Târih-i Sâmi ve Şâkir ve Subhî adıyla 1198’de İstanbul’da basılan kitap Mesut Aydıner tarafından tenkitli metin olarak hazırlanarak  2007 yılında İstanbul’da Kitabevi tarafından basılmıştır. Eser daha çok Subhî Tarihi adıyla anılmaktadır.

14 Erhan Afyoncu, “Osmanlı Müverrihlerine Dair Tevcihat Kayıtları I”, Belgeler, sayı: 24, TTK, Ankara 2000, s. 99-101. Ayrıca bkz. Bekir Kütükoğlu, agm, s. 769-771; Mesut Aydıner, Subhî Tarihi Sami ve Şakir Tarihleri ile Birlikte (İnceleme ve Karşılaştırmalı Metin), Kitabevi, İstanbul 2007, s. LVII-LXVII; Ömerül Faruk Bölükbaşı, 18. Yüzyılın İkinci Yarısında Darbhâne-i Âmire, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul 2013, s. 32-34, 36. Mehmed Subhi Efendi’nin Çorlu Vize’de; Selânik Yenice-i Vardar’da (AE.SAMD.III, 112-11057) zeamete tasarruf etmekte olduğunu (BOA.İE.TZ, 10-1003); Eyalet-i Haleb ve tevâbii kahve resmi mukataası uhdesinde olduğu belgelerde görülüyor (AE.SOSM.III, 69-5297; AE. SMST.III, 354-28402; AE.SMST.III, 21-1436).

Ayvansarâyî Subhî Efendi’nin Dergâh-ı Âli Yeniçerileri kâtibi iken İsakçı’da ordu-yı hümâyunda seyf-i gâlib 1183’de vefat ettiğini yazıyor. Seyf-i gâlib’in ebced hesabıyla değeri 1183 çıkıyor. Merhum Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu da Subhî Efendi’nin son günleri hakkında şu bilgileri verir: “Ülfet ve sohbete düşkünlüğü ile tanınan Subhî Efendi, muhteris dostlarının töhmet, tezvir ve iftiralarına maruz kalarak, hayatının son senelerini tamâmiyle küskün, düçar olduğu çeşitli hastalıklardan muzdarip olarak geçirmiş ve yeniçeri kâtibi sıfatı ile bulunduğu Babadağı kışlağında, 1182 sonlarında vefat etmiştir. Ölüm haberi Edirne’den serhadde hareket eden serdar-ı ekrem ordusuna, Hacıoğlu Pazarı’ndan sonra, Kurnalıdere menziline konulduğu 1 Muharrem 1183 (7 Mayıs 1769) pazar günü gelmiştir.” der (Bekir Kütükoğlu, agm, 769-770).

Subhî Efendi’nin vefatı üzerine kaydedilen muhallefat defteri BOA. D.BŞM.MHF, No: 52-36’dadır.

15 BOA.C.EV, No: 422-21393.

16 BOA.C.MF, No: 79-3922; A.MKT.UM, No: 36-9; AE.SMST.III, 135-10574.

17 Ömer Lûtfi Barkan, Ekrem Hakkı Ayverdi, age, s. 22; Mehmet Canatar, age, s. 46; onlarca BOA. EV.MHM. defterlerindeki İstanbul’da Hoca Rüstem evkafının mahsulât ve ihracat muhasebesi kayıtları ve bazı müteferrik arşiv vesikaları.

18 BOA. BOA. HAT, No: 1557-31; C.EV, No: 422-21393. Hadikatü’l-Cevâmi’nin bir yazma nüshasında “Ba‘de’l-harik Haremeyn hazinesinden bina olunmuşdur sene: 45 (1829/30)” kaydı görülüyor (Süleymaniye Kütübhanesi, Esad Efendi, No: 2247, v. 48/B).

19 Mustafa Cezar, Türk San‘atı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri I, Güzel Sanatlar Akademisi, İstanbul 1963, s. 367.

20 EV.HMH, No: 271.

21 EV.MH, No: 1748.

22 BOA.ML.EEM, No: 212-58; ML.EEM, No: 223-37-3.

23 Mustafa Özdamar, İstanbul Vakıf, Hayrat ve Ziyaret Rehberi, Kırk Kandil Yayınları, İstanbul 2016, s. 231.

 

Start typing and press Enter to search