Türkiye’de Basının Hafızası: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi

Türkiye’de Basının Hafızası:

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi

Kadriye Beyza Kirenci

Nerdeyse her gün yanından, önünden, ötesinden, berisinden binlerce insanın geçtiği, benim bile ziyaret edene kadar daha önce hiç bilmediğim Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’ni nihayet geçtiğimiz günlerde gezebildim.

İstanbul’un tarihi caddesi Divanyolu’nun Çemberlitaş bölgesinde bulunan Basın Müzesi binası, Osmanlı’da maarif nazırlığı yapmış Saffet Paşa tarafından 1865 yılında yaptırılmış bir yapı olarak zaman içinde Maarif-i Umumiye Nezareti ve İstanbul Darülfünun hizmetlerinde görevlendirilmiş. Neo-klasik mimariden izler taşıyan bina, 2. Abdülhamid zamanında sansür binası olarak kullanılmış. Bir süre bu şekilde kullanımı sürdürülmüş ve 1908 yılında İstanbul Belediyesi bünyesine devredilerek 1983 yılına kadar belediyede çeşitli alanlar bu binada hizmet vermiş. Binanın 3 yıllık bir restorasyon sürecinin ardından 1983’de dönemin Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun birlikte yaptıkları görüşme sonunda Basın Müzesi olarak hizmet vermesi kararlaştırılmış. İlk olarak 9 Mayıs’ta açılan müze, o günden beri ziyaretçilerini ağırlıyor. Ayrıca, Türkiye’nin tek Basın Müzesi olması ile dünyadaki benzerlerinden de daha üstün niteliklere sahip addediliyor.

 

Müzenin girişinde dünyanın değişik yerlerinden toplanmış oyuncakların olduğu keyifli bir bölüm yer alıyor. Burada 1729’da İbrahim Müteferrika’nın kurmuş olduğu matbaanın bir maketiyle de karşılaşıyoruz. Bu maket matbaa aynı zamanda bastığı birtakım örnekler ile birlikte sergileniyor. Taş baskı örneklerini içinde barındıran bu ilk bölüm; basın tarihimizi anlatan belgeler, 2. Meşrutiyet’le birlikte gerçekleşen basın patlaması, TBMM’nin açılışı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Latin harflerine geçiş ve günümüze kadar ki gelişen ve dönüşen basın hafızasına dair izler barındırıyor ve süreci, insana çeşitli eşyalar yoluyla aktarıyor. 19. yüzyılın oldukça önemli icatlarında biri olan kabartma makinesi de bu bölümde ziyaretçilere sunulmuş durumda. Bunun yanında müzede, Anadolu Ajansı’nın kuruluşundan bu zamana kadar kullandığı makinelerden örneklerin de sergilendiği bir bölüm mevcut.

 

Müzede birbirinden farklı baskı makineleri de sergileniyor. Özelliklerine göre gruplandırılan bu makinelerin bir kısmı hâlâ çalışır durumda ancak kullanılmıyor. Bunun yanında müzeyi gezerken birçok gazetecinin de özel eşyalarına rastlamak mümkün. Müze müdürü Saadet Altay’ın ifade ettiğine göre müze arşivinin en önemli kısmını gazeteci ailelerin yaptığı bağışlar oluşturuyor. Ahmet Mithat Efendi’nin çalışma masası, Faruk Gurtunca’nın çalışma dolabı gibi eşyalar bunlardan bazıları.

Aynı zamanda Türk basınında iz bırakmış 77 isimin içinde bulunduğu bir galeri de müzede mevcut. Öldürülen gazetecilerin -siyasi görüş fark etmeksizin- resimlerinin olduğu bir diğer galeri de ziyaretçilerin ilgi odağı.

Müzenin dikkat çeken bir diğer noktası da kütüphanesi. Birçok müzenin yanında ayırt edici bir özellik olan bu alanda 30 bin kitap mevcut. İstanbul, gazetecilik ve iletişim kavramları ekseninde kitaplar barındıran kütüphane sadece iletişim öğrencileri ya da gazetecilerin değil de merakı olan herkesin ziyaret edebileceği türden bir yer. Kitapların yanında kütüphanede 1923’ten bu yana basılı, mikrofilm ve CD-DVD olarak gazete ve dergilerin koleksiyonları da mevcut.

Sonuç olarak bu müze Türkiye’de basının hafızası olma özelliği taşıyor. Barındırdığı daktilolar, taş baskı makineleri, telefonlar, düz baskı makineleri, rotatif gibi eski cihazlar ve makinalarla aslında hem basının hem de onun teknoloji ile harmanlanmış ilişkisini bir nevi tarihsel bir perspektifle gözler önüne sürüyor. Müze aynı zamanda aktif müzecilik anlayışı ile çeşitli kültür sanat etkinliklerini de bünyesinde düzenliyor. Konferans ve panel gibi toplantılarla, çeşitli sanat çalışmaları ve değişik seminerler düzenlemesi Basın Müzesi’nin niteliklerinden sadece birkaçı. Bu vesileyle yukarıda belirttiğimiz gibi eğer yolunuz düştüğü bir bölgeyse gezmekte, düşmediği bir bölgeyse de yolunuzu düşürüp gezmekte fayda var.

Start typing and press Enter to search